15 Mart 2006

sharing a dream..


"gördüğünün gercek olup olmadıgına ne zaman inanamaz insan? "





yuregini ortaya koyarak baglanırsın bazen bir seylere. aldıgım her nefeste, gordugum her yuzde biraz daha anlam kazanan sesleri sahibinden duymak icin cıktım yola cumartesi gunu.. karsıma cıkabilecek herhangi bir terslik beni yolumdan geri ceviremezdi zaten, her seyi goze almıs, sınavlara girmemis ve gonulden connected olayını goklere cıkarmak icin cıkmıstım yola..

belki de bu yaptıgım seyi dunya uzerinde benim kadar iyi anlayabilecek sayılı insanlardan biri de yanımdaydı ki, değmeyin keyfime..

yorgunluk, uykusuzluk, soğuk.. hic biri lanet olsun dedirtmedi. bileti aldıgım internet sitesinin azizliği bile maksimum yarım saat keyfimi kacırabildi. sınırsız kahve ve sınırsız geyik hakkımı kullanıp atlattım :)


ben; ben oldugumdan beri bu kadar guzel sesleri canlı duymadım arkadaşlar. boyle midemdeki, kalbimdeki ve beynimdeki kelebeklere hakim olamayarak uc bucuk saat gecirmedim. hic bir konser hadisesinde elim ayagım titreyerek ordan oraya dolasıp, gozlerimde yaslar biriktirmedim.

wish you were here calarken david gilmour'un 2 metre onunde durmak ne demek bilir misiniz? yuzume bakıp gulumsemesini kalbimin kaldıramayacagı tek insanın, "we"re just two lost souls swimming in a fish bowl" derken yuzume bakıp gulumsemesini taşımaya çalışıyorum hala. tansiyonum 6 -3 civarında seyrederken, o gokten inmiş gibi duran ışıkların altındaki efsaneyi gordum ben. nasıl hala hayatta olduguma sasırıyorum..


yanımda olup konser oncesi arbedede delirmemi engelleyen, ruyayı benimle paylaşan frekocan'a nasıl tesekkur etsem, ne yapsam da hakkını odesem bilemiyorum hic. minnettarlık kelimesi tam anlamıyla karsılıyor bunu sanırım. minnettarım kendisine, borcluyum:)



son kez ellerime bakiyorum, aynadaki yansimami suzuyorum. biraz sonra yok olacak bir bedenin icindeki ruhum bundan sonrasini merak etmiyor. zaman cok hizli geciyor, ayna birdenbire yesil ve mavinin birlestigi bir dikdortgen haline geliyor. duydugum sesler hep ayni, muzik demeye dilim varmiyor, sarkida konusanin benim gibi bir insan oldugunu algilamakta zorlaniyorum. gozlerimi sikica kapatip ovusturuyorum, actigimda goruntu degismiyor, yalnizca ufak parlak isiklar var etrafta. cocukken de bunu yapip eglendigimi hatirliyorum. bir seyler degismeli cigliklarim kendi kendilerini bastiriyorlar, duydugum sesler yine ayni. daha fazla gormek, duymak, hissetmek istemiyorum. iki damla yas biri sagdan biri soldan, belki dunyadaki bir cok gozden suzuldugu gibi ayni anda. az sonra yok olacak bir bedendeki ruhun, hissetmek istedigi son sesler bunlar. anlamak istedigi son cumleler.. gerisi sonsuzluk, kimseyle paylasilmayan ozgurluk, bir cift kanat sahibi olmak. bugune kadar gozlerin cektigi tum kareleri son bir kez gorup baska bir aleme yol almak. ruhumun hissetmek istedigi son sesler, anlamak istedigi son cumleler onlarin.


simdi siz dersiniz o da ne ola ki? neden muzik benim hayatımı ozetlesin neden tum yasamimi elden gecirsin ve neden ilk notasıyla beni atese atsın ki...evet siz oyle dersiniz, belki bir kacınız haric..ben.. bugune kadar benim diye gezen ben. her seferinde farklı benler kesfederim. hayatı okurum tek bir olcusunde. tek bir dizesinde asklarımı, dostluklarımı bulurum. ne hissediyorsam damarlarımdan akan kanı bulur o ses,o nefes. alır goturur, belki karadeniz'in cok uzak bir yaylasına, ya da gec saatte beyoglunda bir sokaga, ya da ankaranın karasalına, ve ya kızıl meydan'a.. ne dersiniz? mumkun mu? hayatınızın bir lahzada boylesine gozunuzun onunden gecmesi. beni ben yapıyor bu muzik demeye dilimin varmadıgı sey.. ben yasamıssam, yasıyorsam, yasıyorsam ve yasatacaksam bir baskasını hic cıkmayacak hayatımdan bu,onlar..

2 yorum:

  1. tüylerim diken diken oldu....

    görmeden ölmeyeceğim ...

    YanıtlaSil
  2. bu güzide post bir kazaya uğramış idi, yoğun bir çalışma ile kurtardık.. ve fakat kurtarılmayacak gibi de değil, önemli, çok önemli bir anının harflerle ifadesi, sesten tınıdan alınan öğretinin yazıya dökülmesidir bizzat, her bir saniyesine şahit olduğum ve bu şehadet pınarında kulaç atmaktan daha ziyade bir keyfe tarihimde nail olmadığımdandır ki, blog arşivlerini kazma kürekle deşmek gerekse üşenmez onu da yaparidim..

    elbet bu coşku biraz diner bir gün sadece görüntüde, amma kafa ömür oldukça iyidir bundan sonra, çok şükür:)

    bu posttaki tek kommentimiz bu olmayacaktır, sadece akut çalışmamı duyurmak bazında bir seslenesim geldi, tam da comfortablu numb başlamazdan saniyeler önce babaların dediği gibi,

    ooooooooooh is there anybody out there..

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.