08 Mart 2006

ezeli rekabet..

Halk arasında, 97 yıldır Fenerbahçe ile Galatasaray arasında olduğuna inanılan rekabet türüne verilen ad..

bakalım ne kadar ezeli, kaynak www.ntvmsnbc.com:

17 Ocak 1909 tarihinde, şimdiki Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nın bulunduğu “Papaz’ın Çayırı” olarak adlandırılan yerde yapılan ve Galatasaray’ın 2-0 kazandığı özel maçla başlayan 97 yıllık ezeli rekabette, galibiyetlerde ve gol sayısında Fenerbahçe’nin üstünlüğü göze çarpıyor (vaay ilk cimbom şeetmiş, bravo, böyle de objektifim)

Sarı-lacivertliler, geride kalan 351 maçtan 130’unu kazanırken, sarı-kırmızılı ekip bu süre içinde 113 kez galip geldi. Ezeli rakipler 108 maçta da eşitliği bozamadı. Fenerbahçe’nin attığı 488 gole, Galatasaray 452 golle karşılık verdi. Ezeli rakiplerin son randevunda, 27 Kasım 2005 tarihinde Ali Sami Yen Stadı’nda yapılan lig maçını Fenerbahçe 1-0 kazanmıştı.

altyazı yapalım, bu ne demek oluyor?

130 - 113 = 17 galibiyet fark
488 - 452 = 36 gol fark

bunun nesi rekabet?

hadi Fenerbahçe - Beşiktaş dense anlarım, çünkü beşiktaş 1 maç farkla önde, ama fb - gs arasındakine ne denmeli, ben bilemedim..

son not, cimbomun kadıköyde aldığı ilk ve son galibiyetler aynı yüzyıl dahilinde, 21. yüzyılda henüz bir icraatları bulunmamaktadır..

blog'u antu'ya çevirmek değil amacım, bilgilenelim, yanlış fikirlere hezeyanlara kapılmayalım isterim:)

7 yorum:

  1. ezeli rekabet denmez buna artık, sittin sene geçemezler bizi,

    re re re ra ra ra gassaray gassaray mhheuhauehauheuha

    YanıtlaSil
  2. yahu ben bunu anlamiyorum. nasil oluyor da her ortamda futbol takimi propagandasi yapiyorsunuz? bu nasil bir psikolojidir? para mi veriyorlar size bunun icin, anlamadim ki.

    YanıtlaSil
  3. güncelleyelim

    131 - 113 = 18 galibiyet fark
    490 - 453 = 37 gol fark

    hadi yavrucum hadi evinize

    YanıtlaSil
  4. erkeğiz, basitiz satinem, olayımız bu:)

    YanıtlaSil
  5. Kadıköy'de yasanan ezeli rekabetin 352. karşılaşmasında İlahi Adalet bir kez daha tecelli etti ve Fenerbahçe sahadan galip ayrılarak sarı kırmızılı takımı evine boynu bükük ve eli boş gönderdi..

    Fenerbahçe'nin tam da bu kırılma noktasında karşısına bir Galatasaray derbisi çıkmış. Sarı-lacivertliler için tek yol kazanmak. Tersi, uzun süredir bertaraf edilmiş eski bir rahatsızlığı hortlatır ki, Tanrı korusun. Kayseri yenilgisinden sonraki suskunluğun nedeni, tamamen "duygusal"; Galatasaray'ı yeneceksin, dirileceksin.
    Galatasaray için "Olsa da olur olmasa da" maçı. Nitekim Fenerbahçe'ye oranla oyuncular sahada daha gamsız gözüküyor. Koltuk rahatlığındalar!
    "Şu çılgın antrenörler" dedirtecek kadro seçimleri ile irkiliyoruz. Fenerbahçe uzun zamandır beklenen revizyonunu yapmış. Servet, Deniz 11'de. Geldiğinden beri her yıl Galatasaray'a gol atma becerisini gösteren Nobre, operasyon kurbanı. Galatasaray'da Gerets elinde ne kadar forvet varsa topyekün sürmüş sahaya. Tepeden bakıyoruz da, sanki Fenerbahçe "Çanakkale geçilmez" yapacak, Galatasaray da hürra hücum. Daum yetmemiş, forveti de bire indirmiş. Gerets ise Sabri'den bir sağ bek üretmiş. Mondragon'u Florya'da bırakmış, yanına cesaret cüzdanını alarak Kadıköy'e gelmiş.
    Daum'un Gothe'liği tutmuş, niye mi; Milan maçında adeta mefta olan Servet'i artık diriltmenin yolu bu kumarda gizli. Başarılı oluyor, Servet, Hakan Şükür'ün üzerine külçe gibi biniyor, yetmiyor Ümir Karan'ı kesiyor, takıma hırs veriyor. Daum, tabir yerinde ise oyuncusu ile birlikte bu galibiyetle kefenini yırtıyor.

    YanıtlaSil
  6. babacım ellerine sağlık ne güzel yazmışsın yahu

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.