21 Temmuz 2006

Seçme delilikler vol 5: Cool kavramı, Sezen Aksu ve envai çeşit delilik.

Eminim ki beni hayatta güzel olan herşeyi özlediğiniz kadar özlediniz sevgili TP ahalisi. Kim kara vebanın yeniden "moda" olmasını istemez ya da veli toplantılarını sevinçle beklememiş kaç kişi vardır aramızda? İşte tıpkı yeni sevgiliniz ile belki de iki hafta sonra ayrılacak olduğunuzu bilmeden 12 saat telefonda konuşup aysonunda gelen faturadaki az basamaklı olanın telefon numaranız olduğunu farkettiğiniz anda yüzünüzü aldığı ifadeye benzer bir sevinç ifadesi görür gibiyim...

Herneyse. Bu sefer tarih, çizgi filmler ya da kadınlar hakkında bulabileceğiniz en "biased" yorumlar yerine tamamen keyfe keder seçtiğim konular hakkında gevelememi okuyacaksınız. Lütfen misafirim olun:

-Dün otobüsle Ankara şehir merkezine Mordor kadar mesafede olan evime doğru yol alırken Bahçelievler durağından binen bir genç hanım dikkatimi celbetti. İşte alışıldık hafif (hafif?) kilolu, peynir gibi beyaz tenli ve pileli dantelli fason gotik üniforması üstünde; kısacası bira diye satılan işlenmemiş motorin servis edilen metal barlarda sıklıkla görebileceğiniz ve tahminen aşırı alkollü\depresif\abazan bir konumdayken yattığınız devlet üniversitesi menşeili bir bireydi kendisi. Genelde gotik "outfit" altından asla insanı memnun edecek görüntüler çıkmayacağını bilecek kadar dibe düşmüş birisi olarak dikkatimi çeken şey genç hanımın birisini dövmek için rahatlıkla kullanabileceğiniz kalınlıkta kolları değil üzerine geçirdiği t-shirt oldu. Evet, gün oldu biz de Cradle of Filth-Holy Masturbation t-shirt'lerini çekip karanfil pasajında efendi gibi dayağımızı yedik. Cayur cuyur gürültüler dinleyerek kendimizi az kişinin dahil olduğu elit bir kliğin üyeleri gibi hissettik vs. Fakat asla ve asla gerçek bir pozer'ın düşebileceği bu poziyona düşmedik: 2006 yılında METALLİCA t-shirt'ü giymek!

Öncelikle kötü sub-genre köpeği hardcore, emocore kıl yün dinleyen günümüz uzun saçlı zibidilerine ve gotik hanımlarına Metallica nedir anlatmamız lazım. Sevgili dostlar, Metallica milattan önce çeşitli kulaklara güzel gelebilecek bir hadi bilemeden birbuçuk albüm çıkarmış bir gruptur. Fakat gel gör ki kendilerinin kulaklarınıza birer kalem sokarak kendinizi sağır etmek istemeyeceğiniz bir albüm yaptığı yıllar çok geride kalmış, SOAD gibi leş kargasına benzeyen solistleri ve anırınca "protest" müzik yaptığını iddia eden yardımcı yardakçıları olan gruplardan "esinlenerek" hali hazırda kaybettikleri ruha bir de fatiha okutmuştur. Kısacası 1993 yılından bu yana Metallica t-shirt'ü giymek herhangi bir şekilde birileri tarafından "vaooov çok kuul" olarak anılmanıza ya da birileri ile yatmanıza imkan tanımamaktadır. Hatta baskılı t-shirt bile artık "modası" iyice geçmiş, kötü bir kavramdır.

Hemen "yıa o kız kendisini böyle ifade ediyor, hem sen de iki boyutlu sayılmazsın Serdar efendi" diye çıkışacak olanlar olabilir. Onun kendisini ifade edişine beeep. Arkadaşlar, iddialı konuşuyorum 2006 yılında Metallica tshirt'ü giymek "cool" kelimesinin anlamından kesinlikle bir haber olmakla eşdeğerdir. Kısacası olmak istediğiniz insandan sizi o derece uzak bir noktaya atar ki geri döndüğünüzde Morrisey bütün dünyayı bedbaht şarkıları ile karanlığa sürüklemiş olabilir.


-Sezen Aksu; nefret ediyorum! Hem de bütün benliğim, hücrelerim ve ruhum ile. Yatığı her şarkıdan iğreniyorum, dinleyen herkesten bir çıkarım yoksa nefret ediyor, çıkarım olsa bile neftre etmiyormuş gibi yaparken dişlerimi o derece sert sıkıyorum ki çatlıyorlar. Zamanında Kayahan diye bir herif vardı hatırlıyormusunuz. Kötü, yavan ve kafa ütüleyen iğrenç şarkılarla yıllarca "sevgide yolu geçen" tatavasıyla ekmek yedi. Koca kafalı karısı ve Çelik denen suntanın gıdısı ile birleşince dünyayı ele geçireceğinden korktuğum gıdısı ile zaten itici bir profilken bir anda bu ülkedeki insanlar aslında Kayahan'ın ne derece madrabaz, düzenbaz ve can sıkıcı bir adam olduğunu anladılar. Tanrım sana şükürler olsun!

İşte istiyorum ki bu "uyanış" yılların, alkolün ve bilinen her türlü kokonun eskitemediği, yüzünden botox iğneleri kırılan Sezen Aksu'yu da alıp götürsün hayatımdan. O bayık gülüşü, o sahte "duyarlılığı" ve şarkıları! Tanrım, sadece kendisi yetmiyormuş gibi başımıza Sertap Erener'i salmış, gelecek elli yıl boyunca sahte sarışın türk sekreterleri haricinde hiçbir canlının dinleyemeyeceği kötülükte şarkıları ile "aşk kavramını en iyi anlatan şarkıcı" olmayı başarmış bir kişidir. Biliyorum, çok geç bazı şeyler için. Örneğin: Behzat-Süheyl kardeşlerin kanser olacağı falan yok, normal yaşam süreleri bitene ya da birileri kalplerine kazık çakıp ağızlarına sarımsak doldurduktan sonra kafalarını kesip daha sonra bulundukları bölgeyi taktik nükleer füze ile havaya uçurmadıkça bu adamlar evliyaların kemiklerinden yapılmış tabutlarından çıkıp duracaklar.

Aynısı Sezen Aksu için de geçerli, ne zaman Güzin Ablaya (allah rahmet eylesin, ülkemizdeki geri zekalı nüfusuna bu derece uzun katlanmış olması bile mucizedir) "sevgilim beni kandırıp hamile bıraktı, şimdi de mozambikte otantik gergedan derisinden davul işine girmiş, sizce döner mi?" şeklinde mektup yazıp cevap alamamış bir kıt zekalı en az kendisi kadar şapşal olacağı kesin kızına "aşk" kavramını anlatmaya çalışacağı zaman bu lanet kadının lanet olası şarkılarına söz dönüp dolaşıp gelecek, lanet olsun...Bazen cidden dünyadan ümidimi kesiyorum.

-Türk bürokrasisinden o derece nefret ediyorum ki bu yazıyı okuyan herkesi gerekirse köle tüccarlarına satıp kendime burası hariç herhangi bir ülkede yer bulmayı isteyecek kadar doldum. Don Freko detayları biliyor, yeniden anlatacak değilim (abimden sağlam Sezara sinsi tavsiye veren köle çıkar, Gif hanım da her türlü Suudi Arabistan ya da cetvelle sınırları çizilmiş deve cumhuriyetlerinden birisinin "emirinin" hareminde göbek dansçısı olur, pek de güzel olur ayrıca) ama çok, cidden çok sinirliyim.

-Ruhumu sattım (fiziki olarak beş kuruş etmiyorum üzgünüm) ve Inoune Takehiko imzalı 3 Vagabond cildi aldım. Bu nefret silsilesini birbirini amansızca kesen samuraylar hakkında bir graphic novel okuyarak bitireceğim. Savaş mavaş çıkana kadar da beni uyandırmayın lütfen.

Gale.

5 yorum:

  1. aboouuuvvv..

    abi, şu yazının her harfine katılmaklan kalmayıp, yazın alanındaki engin yeteneğini ayakta alkışlamaktan da kendimi alamıyorum..

    lakin, sinir olsun stres olsun, yannış şeyler bunlar.. 3 günlük dünya en nihayetinde, nedir yani? zabalayın kalkınca atıver bi mory kante - yeke yeke, bak ne dert ne tasa... gerçi benimki de lafın çoğu.. aman ne biliyim yahu..

    saygılarımı sunarak ayrılırım huzurdan..

    YanıtlaSil
  2. ya ne dolu adammışsın sen birader, senin derdine bir çare var ama nedir bulacaz bunu yakında.

    YanıtlaSil
  3. Somurum bendeki derde deva olacak ekipmana fizyolojik olarak sahip değilsin ama olur da Tatyanadır, Helenadır tanıyorsan kardeşine bir güzellik ok? :P

    YanıtlaSil
  4. somurum, bu kardesin de arkasina gecelim. lokman hekim her derde devadir derler. bence care budur:)

    YanıtlaSil
  5. o değil de, bu sezen konusunu bilahare tek kertede kaleme alacağım, frekonun sözüdür.. ama metallica tişörtlerime uzanan eller klavyeler kahrolsun diyor protesto ediyorum yazıyı.. metalika tişörtüyle gezen kız çıtır olsa da belli ki eski kafalıdır, bi shortest straw çalanda gaza gelebilendir, candır..

    rabbim böyle 20likleri atış sahamızdan eksik etmeye, amin:)

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.