13 Eylül 2006

no more vakko, mr. hakko..

bilmem bileni varmıdır, bu güzide kuruluş 1934 yılında Şen Şapka ismiyle kurulmuş ve 1925 şapka devrimi sonrası voliyi yurtdışından 25 kuruşa getirip memurlara devlet zoruyla 10 liradan -taksit taksit maaşlarından kesiliyordu- satılan ikinci el fötr şapkalarla vurmuş bir yurdum tekstil devidir.. tekstil devi diyorum ama, sana bana devdir, ecnebi memleketlerde "baaak vakkodan ceket yaptım hacım nası şahane dimi" diyen bir allah kulunu bulamazsın.. ardahan'dan edirne'ye vakkodur da, gümülcine'de tırt makamından çalar bu güzide markamız.. tansu çiller zorlamasıyla bi ihtimal türk heyetinin ziyareti bitesiye bill clinton'ın gardrobunda durmuş, daha da başka bi varyetesi olmamıştır.. misal bir armani, her filminde tahinpekmez hanımlarının da hastası olduğu richard gere'ı tepeden tırnağa donatır, ne bileyim gucci'siydi dolce gabbana'sıydı herkesi bi şekilde hasta eder, lakin vakko markasını iş yerinde hava yapmaktan ziyade giyen yurdum orta seviye yöneticisinden gayrısına rastlanmaz.. bi de eşarpları süperdir kadınlar arasında, gerisi fasa fiso.. girin mağazasına, kravatta bile kendi kendilerini ezip kenzo satarlar, "aha gözünüz desen görsün, bizimkiler fasafiso" dercesine; insan kendi markasını böyle baltalar mı?

daha nice böyle "bize göre süper" markalar var, ama bir de mavi jeans gibi hakikaten dünya devi olmuş, ve fakat allahına kadar makul fiyata satış yapan markalarımız da var, hepsini sayamasak da tahinpekmez insanı bunları bir bilendir, alayını tenzih ediyoruz..

ha, aile tabi tüm dünya üzerinde saygın modacı cartçı curtçu aile olarak sosyetedeki yerini almıştır; fakat hakko ailesi tekstil değil de çırçır işiyle de uğraşsaydı aynı statüye sahip olabilirdi, no problem..

yıllardır "moda vakkodur" geyiğiyle osuruktan keten ceketi en son 1000 ytlye kasmaya çalışan bu ultra süper markamız bilmemkaç senesinde beyoğlu'nda açtığı mağazasını mango'ya devretme kararı almış.. nice köşe yazıları bilmemneler okudum "oy oy getti kınalı vakkom, ben istiklale bi vakkoya gideridim daha da nerelere gideyim" gibisinden, şu an üzerinde oturduğum organımla gülerek.. indirimleri mi var, yılbaşında paket mi bekliyolar nedir anlamadım..

ulan, hadi tamam, vaktiyle modern mağazacılık örneğini sunmuş olmalarını, olanca "bire maledip bine çakma" politikalarına rağmen alkışlayalım, fakat bazı gerçekleri gözden geçirelim:

pek sayın vitali bey, beyoğlu güzelleştirme derneği mi vakfı mı herneyse, bunun üyesidir.. ol caddede, türkselin, iş bankasının, ne bileyim nerdeyse her mağazanın bir vitrin, tabela birlikteliği varken, aylarca yıllarca o heyyula mağazanın ön cephesi restorasyona alınmış, en sonunda örtünün altından resimde gördüğünüz garabet çıkmıştır! arkadaşım, ikiyüz yıllık tarihe sahip caddeye alükobond cephe yapıyosun, sonra beyoğlunu güzelleştirelim diyosun.. perhiz / turşu müessesesine havale ettik vaktiyle, ve fakat bugünkü ağlaşmayı anlamıyorum.. efendi efendi çık, "arkadaşım ben yıllardır sizi eşşek yerine koyuyorum, edirne'den öteye allah kulunun bilmediği fason üstü etiketimi size armani fiyatına çakıyorum, ama artık istiklalin ekseriyeti gotik doldu, terki diyar ediyorum" diye, amenna.. neymiş, kültür gidiyomuş da bilmemne.. devrimleri paraya çeviren zihniyeti daha nereye getireceksiniz ey köşe yazarları?

vaktiyle sermayeyi milletin damındaki kiremiti üç otuza kapatıp ilk meclise karaborsa fiyattan satarak yapan bir rahmetliyi -bol topraklı mı deseydim bilemedim- yattığı kara toprak tükürdü de, kimbilir hangi garibanın kemiklerini torbaya doldurup getirip koydular gerisin geri.. hani düşünmek lazım neden "kabir azabı" denmiş, niye "toprak bile istemez" diye deyimler girmiş bu dile..

gene gereksiz yere ip çektik, lakin dolmuşum be.. milletin evladı şehit olsun orda burda, bunlar "ah ah no more vakkolu beyoğlu" diye ağlaşsınlar, ayıptır..

freko, son damla..

1 yorum:

  1. ahan da bu yazı, bugüne kadar şu ortamda okuduğum güzide yazılar içinde en el patlatırcasına alkışladığım ,yalayıp yuttuğum yazı olmuştur. helal olsundur..ofisimin camından dışarı baktığımda o resmi yayınlanmış garabeti gören biri olarak bu böyle azizim. vaktiyle içeride çalışan bir arkadaşımın anlattıkları ise tam bir alibaba çiftliği masalıydı..bilmem kaç senelik vakko mağazası edirne'den dışarı çıkıp çakamazken ona nisbetle üç günlük sarar mağazası iyi kötü uluslararası bir kişilik olan saddam'ı giydirmiştir. Ayrıca milli takımlar vs..bir şekilde yüzünü yurtdışına çevirmiştir işte..ama bizim beyoğlu ağası öyle yapmamıştır. bulmuştur yerli kazı, yolmaktadır yıllarca..ticari kafa, anlarım bunu vefakat hem mağazayı kapatıp hem de vitrinine kocaman bir ağlak yazı yazmalarını anlamış değilim..maaşlarını bindolarlarla alan "halkın köşe yazarları" için ise endişe etmeyiniz, onlar daha klavyenin tuşuna basmadan almışlardır paketlerini..öpmişumdur

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.